Enerji fiyatları ve tahvil faizi bütçe hesabını zorlaştırıyor

İngiltere bütçesi öncesinde Hazine’nin karşısındaki en büyük sorun, İran savaşıyla bağlantılı küresel enerji baskısının ne kadar süreceği ve bunun piyasalara nasıl yansıyacağı oldu. Maliye Bakanı, 28 Ekim’de sunacağı ilk bütçe öncesinde hem enflasyon hem de borçlanma maliyetlerini yukarı iten çift yönlü baskıyla karşı karşıya bulunuyor.

Göreve başladığı ilk haftalarda petrol fiyatı varil başına 75 dolar seviyesine kadar gerilerken, 10 yıllık devlet tahvili getirisi %4,9 düzeyindeydi. İki aydan biraz uzun süre sonra petrol çoğunlukla 100 doların üzerinde işlem görürken, 10 yıllık getiri de yaklaşık %5,4 seviyesine çıktı.

Bu tablo, bütçe tahminlerini daha kırılgan hale getiriyor. Çünkü 3 Kasım’daki ABD ara seçimlerinden sonra İran savaşında yumuşama ihtimali konuşulsa da, Londra’nın 28 Ekim’de bütçeyi açıklarken böyle bir sonuca güvenmesi mümkün görülmüyor.

Hazine için iki seçenek öne çıkıyor

İlk seçenek, uzun sürecek bir çatışma senaryosuna göre hareket edip vergi ve harcama tarafında kalıcı ve zor kararlar almak. İkinci seçenek ise geçici bir enerji şoku ihtimalini dikkate alarak daha fazla borçlanmaya alan açmak ve zamana oynamak.

Bu noktada dikkat çeken başlıklardan biri, önceki Maliye Bakanı Rachel Reeves döneminden kalan 24 milyar sterlinlik mali hareket alanı. Haberde, bu tamponun bir kısmının kullanılmasının masada olduğu; ayrıca yüksek enflasyonun faiz giderlerini artırsa da, vergi dilimlerinin dondurulması nedeniyle nakit vergi gelirlerini de yükselttiği belirtiliyor.

Tüketici güvenindeki toparlanma ne anlama geliyor?

Hükümetin daha iyimser ekonomik söyleminin etkisiyle, Birleşik Krallık’taki en uzun soluklu tüketici güveni anketi iki yılın en yüksek seviyesine çıktı. Gençlerdeki güvenin de Brexit öncesi dönemden bu yana en güçlü düzeye ulaştığı aktarılıyor.

İş dünyasında iyimserlik daha sınırlı olsa da son aylarda bir miktar toparlanma işaretleri görüldü. Ancak olası vergi artışı beklentisi, şirketlerin görünümünü gölgelemeyi sürdürüyor.

Piyasa baskısı sürerken IMF ve verimlilik tartışması gündemde

Küresel tahvil piyasalarında hükümetler üzerindeki baskının arttığı, özellikle büyük yapay zekâ şirketlerinin sermaye çekme gücünün kamu borçlanmasıyla rekabet yarattığı vurgulanıyor. Buna İngiltere’nin yakın dönemde yaşadığı siyasi ve ekonomik belirsizlikler de eklenince, Hazine’nin hata payı daralıyor.

IMF Başkanı Kristalina Georgieva, gelişmiş ekonomilerin borç azaltma ve mali konsolidasyonu ertelememesi gerektiği mesajını verdi. Öte yandan İngiltere’de verimlilik verilerine ilişkin yeni tartışmalar da bütçe hesaplarını etkileyebilir. Ulusal İstatistik Ofisi (ONS) verimlilik performansını yukarı yönlü güncellerken, Bütçe Sorumluluk Ofisi (OBR) tarafında bunun mali projeksiyonlara ne ölçüde yansıyacağı belirsizliğini koruyor.

Bütçede öne çıkabilecek başlıklar

  • Savunma yatırım planının finansmanı
  • GSYH’nin %3’üne doğru ek savunma harcaması hedefi
  • Yeni sosyal bakım sistemi için kaynak ihtiyacı
  • Gençlerin istihdamına yönelik ön harcama gerektiren adımlar

Sonuç olarak Londra’nın önündeki soru net: Geçici olabilecek bir enerji ve jeopolitik şoka karşı sert kemer sıkma kararları mı alınacak, yoksa piyasa baskısı göze alınarak bütçede daha esnek bir çizgi mi izlenecek? Bu kararın, hem sterlin varlıkları hem de iç talep görünümü üzerinde belirleyici olması bekleniyor.